Foseptik Düzen ve Siyasallaşan Gazetecilik

Toplumu çürüten en büyük hastalıklardan biri siyasallaşmadır. Ben her zaman aynı şeyi söyledim: Siyasallaşan hiçbir şey iflah olmaz!

Toplumu çürüten en büyük hastalıklardan biri siyasallaşmadır. Ben her zaman aynı şeyi söyledim:

Siyasallaşan hiçbir şey iflah olmaz!

Siyasete bulaşmış bir yapıdan; sporda başarı, STK’larda samimiyet, dinde maneviyat, basında tarafsızlık beklemeyin. Çünkü siyaset bir yere hizmet etmeye değil, çoğu zaman kontrol etmeye girer. Kontrol ettiği her alanı da zamanla kendi çıkar düzeninin parçası hâline getirir.

Elbette siyasallaşmayan insanlar da var. Dimdik duran, eğilmeyen, kapı kapı dolaşıp menfaat aramayan insanlar hâlâ mevcut. Ama onların kaderi bellidir; görülmezler, baskı altına alınırlar, yoklukla sınanırlar, tehdit edilirler. Çünkü bu düzende omurgalı olmak ödül değil, cezadır.

Ama siyasallaşırsanız işler değişir.

Ödüller sıralanır 

Bir anda bütün kapılar ardına kadar açılır.

Borçlarınız biter.

Olmadık iş kadroları ayağınıza gelir.

Dokunulmaz bir zırhın içine alınır, korunursunuz.

Kısacası dünya nimetleri önünüze serilir.

Fakat bunun bir bedeli vardır: Şerefinizi kaybedersiniz.

Bugün toplumun birçok alanında yaşanan çürümenin temelinde tam olarak bu vardır. Özellikle basın sektöründe...

Gazetecilik; dijitalleşmenin, sosyal medyanın ve siyasal baskıların etkisiyle büyük bir dönüşüm yaşadı. Bu dönüşüm beraberinde ağır bir çöküş getirdi. Eskiden kalemini halk adına kullananlar vardı, şimdi kalemini ihale, kadro ve siyasi yakınlık uğruna kullananlar çoğaldı.

Siyasallaşan medya düzeni artık gazetecilik yapmıyor; bağlı olduğu kapının sözcülüğünü yapıyor.

Dün başka bir siyasi yapının önünde eğilenlerin, bugün yeni güç odağı değişince aynı hızla taraf değiştirmesi artık kimseyi şaşırtmıyor. Sadakatleri ilkelere değil, çıkaradır. Bugün “doğru” dediklerine yarın “yanlış” diyebiliyorlar. Çünkü onların pusulası vicdan değil, menfaattir.

Ve açık konuşmak gerekirse; bu tip siyasal gazetecilerin geldiği nokta bir foseptik çukurundan farksızdır.

Kirli ilişkilerle büyüyen, siyasi himayeyle ayakta duran, halkı değil makamları memnun etmeye çalışan bir medya düzeninin itibarı da, ahlakı da kalmaz.

Üzücü olan ise şu:

Toplum artık gerçek gazetecilerle bu çürümüş yapıları ayırt edemiyor. Herkesi aynı kefeye koyuyor. Ama bunun suçlusu halk değil. Bunun sebebi; dürüst insanların sessiz kalması, kirli düzenle arasına yeterince mesafe koymaması ve yalnız bırakılmasıdır.

Bugün gerçekten ayakta durmaya çalışan gazeteciler varsa, kendi paçalarına bu foseptik pisliğinin bulaşmasını istemiyorlarsa artık gerekeni yapmak zorundadır.

Yapılması gereken nettir:

Birliktelik.

Çünkü yalnız bırakılan her dürüst ses, kirli düzenin içinde boğulmaya mahkûm edilir.