Siverek'ten Karaman'a ailesiyle birlikte mevsimlik tarım işçisi olarak giden üç kardeş...11 yaşındaki Mustafa.5 yaşındaki Mehmet Sinan.4 yaşındaki Ramazan.Henüz hayatlarının baharında, oyun oynayacakları yaşta, bir sulama kanalında yaşamlarını yitirdiler.Bu ülkede bazı ölümler sadece bir kaza değildir. Bazı ölümler yıllardır çözülemeyen sorunların, görmezden gelinen gerçeklerin ve yanlış politikaların sonucudur.Şimdi sormak gerekiyor:
Şanlıurfa, GAP'ın başkenti olarak anılıyor.
Türkiye'nin en verimli tarım arazilerine sahip şehirlerinden biri olarak gösteriliyor.
Tarım potansiyeli anlatılırken övgüler bitmiyor.Peki o zaman neden Şanlıurfalı binlerce aile her yıl Karaman'a, Niğde'ye, Afyon'a,Konya'ya, Ordu’ya, Samsun’a gitmek zorunda kalıyor?Neden insanlar kendi memleketlerinde doyamıyor da başka şehirlerde ekmek arıyor?Neden dedesi mevsimlik işçi olanın torunu da mevsimlik işçi oluyor?Neden yoksulluk nesilden nesile aktarılıyor?Bu soruların cevabı yalnızca ekonomik değildir.Bu aynı zamanda bir yönetim tercihidir.Bir kalkınma tercihidir.Bir sosyal adalet meselesidir.Şanlıurfa'nın sahip olduğu tarım, sanayi ve turizm potansiyeline rağmen insanlar hâlâ mevsimlik işçiliğe mahkûm ediliyorsa burada ciddi bir başarısızlık ve vurdumduymazlık vardır.
Bu çocuklar neden Karaman'daydı?
Neden kendi şehirlerinde değil de yüzlerce kilometre ötede, aileleriyle birlikte mevsimlik işçilik yapmak zorundaydı?Bu soruların cevabı verilmeden, yaşananları sadece "talihsiz bir kaza" olarak görmek vicdansızlıktır.Yıllardır mevsimlik tarım işçiliği sorunu konuşuluyor. Ancak ne hikmetse bazı siyasetçiler bu tabloyu ya "tatil" olarak gördü ya da "gurur tablosu" olarak sundu.Evet, yanlış okumadınız.Birileri binlerce insanın evinden, okulundan, sosyal hayatından koparak aylarca başka şehirlerde yaşam mücadelesi vermesini "tatil" olarak tanımladı.Birileri çocukların eğitimden uzak kalmasını, ailelerin çadırlarda yaşamasını, güvencesiz çalışma koşullarını ve yollarda geçen ömürleri "gurur tablosu" olarak pazarladı.Bugün üç çocuğun cenazesi ortadayken bu sözlerin ne kadar büyük bir kopuşun, ne kadar büyük bir duyarsızlığın ürünü olduğu daha net görülüyor.Şanlıurfa, GAP'ın başkenti olarak anılıyor.
Türkiye'nin en verimli tarım arazilerine sahip şehirlerinden biri olarak gösteriliyor.
Tarım potansiyeli anlatılırken övgüler bitmiyor.Peki o zaman neden Şanlıurfalı binlerce aile her yıl Karaman'a, Niğde'ye, Afyon'a,Konya'ya, Ordu’ya, Samsun’a gitmek zorunda kalıyor?Neden insanlar kendi memleketlerinde doyamıyor da başka şehirlerde ekmek arıyor?Neden dedesi mevsimlik işçi olanın torunu da mevsimlik işçi oluyor?Neden yoksulluk nesilden nesile aktarılıyor?Bu soruların cevabı yalnızca ekonomik değildir.Bu aynı zamanda bir yönetim tercihidir.Bir kalkınma tercihidir.Bir sosyal adalet meselesidir.Şanlıurfa'nın sahip olduğu tarım, sanayi ve turizm potansiyeline rağmen insanlar hâlâ mevsimlik işçiliğe mahkûm ediliyorsa burada ciddi bir başarısızlık ve vurdumduymazlık vardır.




