Bu Yaz Çocuklarınıza Bir Program Değil, Çocukluk Hediye Edin!

Bu Yaz Çocuklarınıza Bir Program Değil, Çocukluk Hediye Edin!

Karne heyecanı geride kaldı. Okul çantaları bir köşeye bırakıldı, alarm sesleri sustu. Peki şimdi ne olacak?

Birçok anne babanın zihninde aynı soru dolaşıyor:
“Bu yaz çocuğum ne yapsın?”
Kurslar mı?
Etütler mi?
Yabancı dil programları mı?
Yüzme, satranç, kodlama, yaz okulu…

Sanki çocukların her dakikası planlanmazsa zaman boşa gidecekmiş gibi büyük bir telaşın içindeyiz.
Oysa belki de asıl sormamız gereken soru şu:
Çocuğumun gerçekten neye ihtiyacı var?

Cevap sandığımızdan çok daha basit.
Dinlenmeye… Oynamaya… Keşfetmeye… Ve sadece çocuk olmaya.
Çocuklar bir eğitim öğretim yılı boyunca kurallara uyar, sorumluluk alır, ders çalışır, sınavlara hazırlanır. Yaz tatili ise onların nefes aldığı, zihnini yenilediği, duygusal olarak güç topladığı bir dönemdir.
Yaz tatilini ikinci bir okul dönemine çevirmeyelim.
Elbette yeni beceriler kazanmaları değerlidir. Ancak her boşluğu kurslarla doldurmak, çocuğun en temel ihtiyacını gözden kaçırmamıza neden olabilir.

Çocukların sıkılmaya hakkı vardır.

Hatta buna ihtiyaçları vardır.

Çünkü sıkılan çocuk düşünmeye başlar.
Hayal kurar.
Üretir.
Çözüm arar.
Boş bir karton kutudan ev yapar, bir dal parçasını mikrofon ilan eder, yastıklardan kale kurar.

Hayal gücü, boş bırakılan zamanlarda filizlenir.

Bugün çocukların en büyük rakiplerinden biri ise ekranlar.
Tablet…
Telefon…
Bilgisayar…
Kısa süreli eğlence sağlayabilirler; ancak uzun süre ekran karşısında kalan çocuk, doğanın sesinden, arkadaşlık ilişkilerinden, hareket etmenin verdiği mutluluktan ve gerçek yaşam deneyimlerinden uzaklaşabilir.

Ekranı tamamen yasaklamak yerine, dengeyi öğretmek çok daha değerlidir.
Çünkü çocukların gelişimini destekleyen şey yalnızca bilgi değildir; deneyimdir.

Toprağa dokunmak…
Yağmurda ıslanmak…
Ağaç gölgesinde kitap okumak…
Bisiklet sürmek…
Kurabiye yaparken unu etrafa saçmak…
Akşam gökyüzüne bakıp yıldız saymak…
İşte çocukluğun en değerli dersleri bunlardır.

Yaz tatili aynı zamanda sorumluluk kazandırmak için de eşsiz bir fırsattır.
Oyuncaklarını toplamak…
Çiçek sulamak…
Sofrayı hazırlamaya yardım etmek…
Odasını düzenlemek…
Bunlar küçük görevler gibi görünse de çocuğa “Ben yapabilirim.” duygusunu kazandırır.

Ve anne babalara küçük ama önemli bir hatırlatma…

Çocuklar sizden kusursuz bir tatil istemiyor.
En lüks otelleri…
En pahalı oyuncakları…
En yoğun etkinlik programlarını…
İstemiyorlar.

Onlar sizi istiyor.

Birlikte oynayacağınız on beş dakikalık bir oyun…
Telefonunuzu bırakıp gözlerinin içine bakarak edeceğiniz kısa bir sohbet…
Beraber yenilen bir dondurma…
Bir akşam yürüyüşü…Bazen bütün bir yazı güzelleştirmeye yeter.

Çünkü çocukluk, ertelenebilecek bir dönem değildir.

Bugün kurulmayan bağlar, yarın kolay kolay kurulmaz.

Bugün birlikte yaşanmayan anılar, yarın satın alınamaz.

Bu yaz çocuklarınıza her günü doldurulmuş bir takvim vermeyin.
Onlara koşabilecekleri bir park, kirlenebilecekleri bir bahçe, sıkılabilecekleri birkaç saat, bolca oyun ve en önemlisi sizin zamanınızı hediye edin.
Çünkü yıllar sonra hangi kursa gittiklerini belki hatırlamayacaklar.

Ama elinizi tuttukları o yaz akşamını, birlikte güldüğünüz anı ve kendilerini değerli hissettiren o küçük anları ömür boyu unutmayacaklar.

Çocuklar oyuncaklarını değil; kendileri için ayrılan zamanı hatırlar. Ve belki de bu yaz onlara verebileceğiniz en büyük hediye, tam da budur.