Son yıllarda çocukların yaşam hakkını tehdit eden olaylar ne yazık ki istisna olmaktan çıktı. Tarlalarda, atölyelerde, sanayi bölgelerinde, yollarda ve eğitim adı altında çalıştırıldıkları işyerlerinde çocuklar hayatlarını kaybediyor. Her ölümün ardından birkaç gün konuşuyor, üzülüyor ve sonra sessizleşiyoruz. Oysa kaybettiğimiz her çocuk, hepimizin ortak vicdanında açılan bir yaradır.Bugün çocuk ölümlerini yalnızca birer “kaza haberi” olarak okuyamayız. Çünkü bu kayıpların arkasında yoksulluk, güvencesizlik, yetersiz sosyal destekler, kayıt dışılık, denetimsizlik ve çocuk emeğinin normalleştirilmesi bulunmaktadır.Şanlıurfa açısından tablo daha da ağırdır. İSİG Meclisi’nin yıllardır yayımladığı raporlarda Şanlıurfa, çocuk işçiliği ve çocuk iş cinayetlerinin en yoğun yaşandığı illerden biri olarak öne çıkmaktadır. Özellikle mevsimlik tarım işçiliğinin yaygınlığı, derinleşen yoksulluk ve sosyal güvencesizlik, çocukları erken yaşta çalışma yaşamının içine itmektedir.Son on üç yıldır Şanlıurfa’nın adının çocuk işçiliği ve çocuk ölümleriyle anılması kabul edilemez bir durumdur. Bir şehrin çocuklarının başarılarıyla, hayalleriyle, eğitimde, sanatta ve sporda elde ettiği başarılarla anılması gerekirken; çocuk işçiliği, iş cinayetleri ve ihmallerle gündeme gelmesi hepimiz için ciddi bir uyarıdır.Daha dün Harran’da sulama kanalına devrilen traktörde bulunan 4 yaşındaki bir çocuk yaşamını yitirdi, babası yaralandı. Bir çocuğun oyun oynaması, güven içinde büyümesi gereken yaşta böylesine bir facianın içinde olması; mevsimlik tarımın, yoksulluğun ve güvencesiz yaşam koşullarının çocuklar üzerindeki ağır yükünü bir kez daha gözler önüne sermiştir.Özellikle mevsimlik tarım işçiliği, çocuklar açısından çok yönlü riskler üretmektedir. Aileler geçimlerini sağlayabilmek için uzun ve zorlu yolculuklara çıkarken, çocuklar eğitimden uzaklaşmakta, sağlıksız koşullarda yaşamakta ve kimi zaman çalışmak zorunda kalmaktadır. Trafik kazaları, sulama kanallarında boğulmalar, elektrik çarpmaları, çadır yangınları ve çeşitli iş kazaları bu tablonun acı sonuçlarıdır.Bir diğer önemli başlık ise MESEM uygulamalarıdır. Mesleki eğitim adı altında işyerlerinde bulunan çocukların yaşamını yitirmesi, çocukların güvenliğinin ne ölçüde korunduğu sorusunu her geçen gün daha güçlü biçimde gündeme taşımaktadır. Eğitim; çocukları risklere maruz bırakan değil, onları koruyan ve güçlendiren bir hak olmalıdır. Hiçbir çocuk meslek öğrenirken yaşamını kaybetmemelidir.Bu nedenle çocuk iş cinayetleri konusunda şeffaflık hayati önemdedir. Kaç çocuğun hayatını kaybettiği, hangi koşullarda öldüğü, ihmallerin neler olduğu ve sorumlular hakkında hangi işlemlerin yapıldığı kamuoyuyla açık şekilde paylaşılmalıdır. Çocukların yaşam hakkı söz konusu olduğunda gizlenen her veri, çözümün önündeki bir engeldir.Aynı zamanda sosyal güvenlik ve sosyal destek politikalarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü birçok aile çocuklarını çalıştırmayı tercih ettiği için değil, ekonomik çaresizlik nedeniyle buna mecbur bırakıldığı için bu tablo ortaya çıkmaktadır. Çocuk işçiliğiyle mücadele, yoksullukla mücadeleden ayrı düşünülemez.
Spor
Yayınlanma: 21 Haziran 2026 - 23:36
Çocuklar Çalışırken Ölüyor, Vicdanlar Susuyor
Son yıllarda çocukların yaşam hakkını tehdit eden olaylar ne yazık ki istisna olmaktan çıktı. Tarlalarda, atölyelerde, sanayi bölgelerinde, yollarda ve eğitim adı altında çalıştırıldıkları işyerlerinde çocuklar hayatlarını kaybediyor.
Spor
21 Haziran 2026 - 23:36




